Arkadaşımı beklerken boş masa bulamamış bir amca, benim masama oturdu. Sohbet etmeyi çok sevdiği anlaşılıyordu. O konuşuyor ben yorum yapıyordum.
İstemeden ona da hakketiği mutluluğu yaşatamadım. Sevilmeye doydum ama sevmeye hala açım...
FELSEFE
Dişi Aslan Hayvanlar bir gün kim daha çok çocuk doğurabilir diye çekişmeye başlarlar. Hep birlikte dişi aslana gidip danışırlar. "Sen kaç çocuk doğurabiliyorsun?" diye sormuşlar aslana. "Bir." diye yanıtlar dişli aslan. "Fakat ben aslan doğururum."
NITELIK, NICELIKTEN ÖNEMLIDIR.
YENGEÇ ILE ANNESI "Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum" diye sorar anne yengeç çocuğuna. "Düzgün yürüsene ! " der. - "Pekala anne" der çocuk. - "Sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim. "
HAREKETLER SÖZLERDEN ÖNDE GELIR?
ASLAN, KOYUN, KURT VE TILKI Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin kokup kokmadığını sorar. Evet ! ? diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta parçalar. Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar. Hayır ! ? diye yanıtlar kurt korkudan. Ancak o da yağcılık yaptığı için aslanın öfkesinden kurtulamaz. Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar. Tilkinin yanıtı şöyle olur; - Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor !
AKILLI KIŞI TEHLIKELI DURUMLARDA KONUŞMAZ !!!
KAZLAR VE TURNALAR Kazlar ve turnalar bir gün aynı tarlada yiyecek ararlarken birden yanlarına yaklaşmaya çalışan avcıyı fark ederler. Turnalar daha çevik ve hafif oldukları için hemen uçarlar. Oysa kazlar ağır hareket ettikleri için avcıdan kurtulamazlar.
YAKALANANLAR HER ZAMAN SUÇLU OLANLAR DEĞILDIR?
HASTA GEYIK Yaşlı bir geyik hasta düşer ve daha rahat otlayabilmek için güzel otlarla dolu bir çalılıkta yaşamaya başlar. Her hayvanla iyi geçindiği için pek çok hayvan sık sık geyiğin ziyaretine gelir. Zamanla her gelen hayvan bu güzel otlardan tatmaya başlayınca kısa süre sonra tüm otlar biter. Geyik hastalıktan kurtulur ama yiyecek hiçbir şeyi kalmadığı için bir süre sonra açlıktan ölür. SIZCE?
FARELERIN TOPLANTISI Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez. En sonunda genç bir fare kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri fareler tarafından alkışlarla onaylanır. Bu arada bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir. Fakat, der, Kafamı bir soru kurcalıyor. Aramızdan kim kedinin boynuna çan asacak ???
IYI BIR PLAN YAPMAK AYRI, O PLANI GERÇEKLEŞTIRMEK AYRIDIR.
* * Insanlar FELSEFE yi Çocukken MASAL dan, Sonra KiTAP lardan, ihtiyarlarlayınca da Arkalarında Kalan YAŞAM larından Öğrenebilirler ...
Sertaç Yardımcı
Ankara Cad.Subesi
Müsteri Hizmetleri Temsilcisi
(224) 280 63 50 /1066
534 574 94 87
söylemek istediklerini icinden geldigi gibi ima etmeden, direkt söyleyebildigin insandir, gecenin 3'un de acaba uyandirir miyim, kufur eder mi diye dusunmeksizin arayabildiginiz, sartlar ne olursa olsun yari yolda birakmayan, degerinizi bilen, kirildigini dusundugunuzde gözunuze uyku girmeme sebebiniz, sizi taniyan, hangi olaya nasil tepki verebileceginizi tahmin eden ve en önemlisi tepkilerinizi önemseyen, kisidir.
kucuk prensin söyledigi gibi "herkes talihsizliklerinin ciddiye alinmasini ister." Dost sizin talihsizliklerinizi kendininmiscesine, kendi basina gelmiscesine ciddiye alan, sizinle birlikte uzulen, sizinle birlikte aci ceken insandir. Bos zamaninda degil, en yogun aninda bile Seni merak ettim nasilsin diye arayan, mesaj atan kisidir. Acilarinin dinmesinin tek yolu ölumse eger, ölmene yardimci olandir… o birakip gitmez, o her an sizi arar, o hep merak eder, o yalan söylemez, o aldatmaz, o ihanet etmez, o siz kirilasiniz, uzulesiniz, aci cekesiniz diye inadiniza hareket etmez. inadiniza sizi uzecek hareketlerde bulunmaya devam ediyorsa ve tavirlarinda bir degisiklik yoksa "bundan sonra dostumsun" lafi, sadece laftir o kadar...
Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı.İçlerinden sadece birinde şemsiye vardı.
Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yeredüşeceklerini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onu tutacaktır.
Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dairteminatımız yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
COCUGUNU OYLE KARSILA KI; eve geldigi zaman, en guzel yere geldigini hissetsin...
ESINI OYLE KARSILA KI; yanina geldigi zaman, en dogru insana kavustugunu hissetsin...
ANNENI OYLE KARSILA KI: dogumundaki agrilari lezzetle takas etsin...
BABANI OYLE KARSILA KI; omur boyu bir baska evlada imrenmesin.. .
FAKIRI OYLE KARSILA KI; ona serdiginden buyuk, bir dua sofrasi sersin....
ZENGINI OYLE KARSILA KI; gonlunu gordugunde, kendi gonlunun fakirliginden kahretsin...
ARKADASINA VE DOSTUNA OYLE YAKLASKI ; sevincinde ve uzuntusunde yaninda sen oldugunu bilsin.
"Tanrım,
Beni yavaşlat.
Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir...
Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele...
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver ..
Sinirlerim ve kaşlarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol...
Anlık güzellikleri yaşayabilme sanatını öğret;
Bir çiceğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı,
güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi ögret...
Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat.
Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini ,
yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler oldugunu bileyim...
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.
Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi
büyümesine bağlıdır...
Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı
değerlerine doğru göndermeme yardım et.
Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha
sağlıklı olarak yükseleyim.
Ve hepsinden önemlisi...
Tanrım,
Bana değiştirebileceğ im şeyleri değiştirmek için CESARET,
Değiştiremeyeceğ im şeyleri Kabul etmek için SABIR,
İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ve HİKMET,
Beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak DOSTLAR ver..."
Önemli bir toplantıda cep telefonuyla bağıra bağıra konuşan bir kişi garibinize gidiyorsa, paradigmanızı değiştirmeden onu değerlendirdiğiniz için, siz yanılıyorsunuzdur.
Örneğin trende giderken, bir baba, 3 evladıyla oturup, sürekli ağlayan çocuklarına hiç, susun, demeden yolculuğa devam ettiğinde ; siz ona ne gamsız adam, diyebilirsiniz. Ama sorsanız, belki de onlar hastaneden geliyorlardır ve bir saat önce çocukların anneleri ölmüştür ve eve dönüyorlardır.
Prof.Covey in konuşmasını dinlemeye gelen annesi, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek, çok öfkelenmiş ve oğlumu küçümsüyorlar diyerek te çok üzülmüş. Yemek molasında oğluna, şunların kafasına çantamı indiresim geliyor, demiş. Oğlu; "anne o adam Finlandiyalı, burada simultane tercüme yok, mecburen tercümanı yanına oturttuk" demiş.
Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaşlı bir hanım, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmiş.Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. Bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğu oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açıyor ve yemeye başlıyor. Kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hatta canı o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. Her halde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artık anlamıştır diye düşünürken, adam bir tane daha ağzına atmaz mi? Hemen kadın da bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış, adam bir tane, kadın bir tane. Sonuçta kutuda tek kurabiye kalmış, adam onu hızlıca kaparak ortadan bölmüş ve gülerek kadına ikram etmiş. O sırada, kadının uçağının alana indiği anonsu duyulmuş ve işlemler için kadın bankoya gitmiş. Pasaportunu çıkartmak için çantasını açtığında, ne görsün ; kendi kurabiye paketi, hiç açılmamış olarak çantasında durmuyor mu ? Meğer, bunca zamandır adamın kurabiyesini yiyormuş. Tabii çok utanmış ama, artık iş işten çoktan geçmiş.
Başkalarının düşünce ve davranışları hakkında hüküm verirken, elimizdeki veriler çoğu zaman yeterli olmuyor.
Davranışların nedenini bilmeden çok yanlış yargılara varabiliyoruz.Covey bu örnekleri ; "aynı enformasyona farklı bakış, bizim davranışlarımızı belirler" diye özetliyor. Buradan yola çıkarak çözemediğimiz sorunlar için, paradigma (zihin haritası) değiştirmenin gereğini vurguluyor ve Einstein'in bir sözünü anımsatıyor :Karsılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz.
Çoğumuzun zaman zaman yaptığı gibi, "sorunların içinde kaybolmak" yerine, paradigma değiştirmeyi başarıp, sorunlara farklı biçimde yaklaşabilenler, o sorunu asma şansını da yakalıyorlar. Zaten sorunlarımızı dostlarımızla paylaşmamızın nedenlerinden biri de, farklı bir bakışın, bize farklı davranabilme kapısı aralama ihtimali değil midir?
Çözümsüz gibi gördüğünüz sorunlar konusunda paradigma değiştirmenin önemi çok büyüktür. Aslında hayatimizi, basarimizi, mutluluğumuz belirleyen bizim kendi davranışlarımızdır. Basımıza gelen her şeyle onlara verdiğimiz tepki ve yanıt arasında geniş bir hareket alanı vardır..."Stephan Covey
19' uncu yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt'in, bir bahçeyi anlatan tablosu Londra Kraliyet Akademisi'nde sergileniyordu. Hunt'in "Evrenin Işığı" adını verdiği bu tabloda gece elinde fenerle bahçede duran filozof görünüşlü bir adam vardı. Adam, tek eliyle bir kapıyı vuruyor ve içeriden sanki bir yanıt bekliyormuşcasına duruyordu.

Bunca zaman bana anlatmaya calistigini,kendimi buldugumda anladim.
Herkesin mutlu olmak icin baska bir yolu varmis,kendi yolumu cizdigimde anladim.
Bir tek yasanarak ogrenilirmis hayat, okuyarak,dinleyerek degil...
Bildiklerini bana neden anlatmadigini, anladim...
Yureginde ask olmadan gecen her gun kayipmis, Ask pesinden neden yalinayak kostugunu anladim...
Aci doruga ulastiginda gozyasi gelmezmis gozlerden, Neden hic aglamadigini anladim...
Aglayani guldurebilmek,aglayanla aglamaktan daha degerliymis, Gozyasimi kahkahaya cevirdiginde anladim...
Bir insani herhangi biri kirabilir,ama bir tek en cok sevdigi, acitabilirmis, Cok acittiginda anladim...
Fakat,hak edermis sevilen onun icin dokulen her damla gozyasini, Gozyaslariyla birlikte sevincler terk ettiginde anladim...
Yalan soylememek degil, gercegi gizlememekmis marifet, Yuregini elime koydugunda anladim...
"Sana ihtiyacim var, gel ! " diyebilmekmis guclu olmak, Sana "git" dedigimde anladim...
Biri sana "git" dediginde, "kalmak istiyorum" diyebilmekmis sevmek, Git dediklerinde gittigimde anladim...
Sana sevgim simarik bir cocukmus,her dustugunde ziril ziril aglayan, Buyuyup bana simsiki sarildiginda anladim...
Ozur dilemek degil, "affet beni" diye haykirmak istemekmis pisman olmak, Gercekten pisman oldugumda anladim...
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymis, Sevgi dolu yureklerin gururu olmazmis, Yuregimde sevgi buldugumda anladim...
Olurcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermis bir gun affedilmeyi, Beni af etmeni olurcesine istedigimde anladim...
Sevgi emekmis, Emek ise vazgecmeyecek kadar, ama ozgur birakacak kadar sevmekmis....
CAN YUCEL..

Karsimizdakini sadece sozlerle degil, vucut dili ile de degerlendiririz. Iste size bu dili dogru konusmak icin rehber niteliginde pratik oneriler.
Sozden once hareket vardi. Evrende ilk nefes alisimiz bundan milyonlarca yil oncesine dayaniyor. Dil denen iletisim mucizesi ise insanin varolmasindan bir hayli sonra gelisti. Bu durumda insanlarin birbirleriyle iletisim kurmalari icin tek yol vardi, o da vucut dilini kullanmak.
Inandirici olmak icin vucut dilini dogru kullanmak sart!
Vucut dili gunumuzde bambaska bir onem tasiyor. Insan insani sadece agzindan cikan sozlerle degil, vucut hareketleriyle de degerlendiriyor ve yargiliyor. Inandiricilik derecesi artik sadece sozlerimiz ve sozlerin anlaminda ote, sozleri hangi hareketlerle sundugumuza da bagli. Vucut dili artik bu yuzyilda herkesin bilmesi gereken bir iletisim sanati haline geldi. Karsinizdakine dogru mesaji gonderebilmek icin asagidaki basliklari goz onunde bulundurmak sart.
Etkileyici bakin!
Vucut dili icin en onemli organlar sirasiyla gozler, eller, agiz, omuzlar ve bacaklar. Bunun disinda burun kivirtmak, dil cikartmak, gogus bolgemizi hareket ettirmek gibi kucuk detaylar da cok onemli. Kisik gozlu bakislar insana supheyi, acik gozler meraki, derin bakislar dikkati, egik bakislar uzuntuyu anlatir.
Goze bagli olarak kaslar da hareket edecektir. Kas catmak o insana kizdiginizi anlatir, kaslarinizi bir hilal seklinde kaldirmak karsinizdakine merakli oldugunuz izlenimini birakir. Dikkat etmeliyiz, gozlerimiz karsisindakini dinlerken veya siz karsinizdakine bir sey anlatirken asla bos bakmamali. Karsinizdakini gozlerinizle cok iyi etkileyebileceginizi asla unutmayin.
Memnuniyetsizlik gosteren kadin
Karsinizdakinin sizinle iletisime gecmesini eggelleyen bir oturus bicimi
Amerikali oturusu
Bu bacak bacak ustune atma hareketi tartismali veya rekabet iceren bir tavrin varligini gosterir.
Politikaci el sikisi
Eldiven seklinde el sikismaya bazen politikaci el sikisi denir. Bu hareketi yapan karsisindakine guvenilir ve durust oldugu izlenimini vermeye calisirsa da bu teknigi yeni tanistigi biri uzerinde kullandiginda tam ters etki yapabilir.
Parmak ezici
Parmak ezici saldirgan "kabadayi" tipinin isareti gibidir. Maalesef, karsiliginda bir laf etmek ya da burnuna yumrugu cakmak gibi fiziksel eylemler disinda bunu engellemenin bir yolu yoktur!
Cok az el sikis bicimi olu balik el sikisi kadar iticidir ozellikle de el soguk ve terliyse. Olu baligin yumusak, uysal dokunusu onu evrensel olarak istenmeyen bir sey kilar ve cogu kisi ozellikle de elin ters cevrilmesinin kolayligi nedeniyle bunu zayif karakter gostergesi olarak algilar.
Bilek tutma ve dirsek kavrama
Iki eli kullanarak el sikismanin anlami karsidakine duyulan ictenlik, guven veya hislerin derinligini belirtmektir.
Ust kol kavrama ve omuz tutma
Omuz tutus ve ust kol kavrama karsi tarafin yakin mahrem bolgesine girmekte olup vucut temasi da icerebilir. Bu hareket sadece el sikisma sirasinda yakin duygusal bir bag hisseden insanlar arasinda kullanilmalidir.

Ben keçiboynuzu yemesini çok severim bu bigilerden haberim yoktu.
"KECIBOYNUZUNUN Yunanca adı keration. Ingilizce de carob, Arapca da ise kirrat. Keciboynuzu tohumu yuzyıllar boyunca elmas ölçmek icin kullanılmış. Elmaslar keciboynuzu tohumu ile tartılarak satılmış. Bu yüzden keçiboynuzu kirat ya da karat denilen ölçüye adını vermis. PROFESOR Dr. Aydın Akkaya söyle yazıyor: "Keciboynuzu cekirdegi dogada agırlıgı degismeyen tek tohumdur... Bütün tohumlu bitkilerden yalnız keciboynuzu uzun süre suda bekletildikten sonra filiz verebilir. Bu hem cok kurudugu ve meyvesinden çıktıktan sonra son ve sabit agırlıgını aldıgı icin hem de icine su alması olasılıgının cok az ve cok uzun zamana baglı oldugu icindir. Bu nedenle Araplar, Selcuklular ve Osmanlı doneminde ağırlık ölçüsü olarak kullanılmıstır... dört tanesi bir dirhem eder. Dirhem degismekle birlikte 3 gr. agırlığı temsil etmektedir... Satıcı iki dirhemlik bir sey satarken (8 cekirdek) lütfedip 1 cekirdek fazla tartarsa bu, malı alan kisinin itibarını gösterir. Olağandan fazla giyinen, süslenen vb. kisilere de "Iki dirhem bir cekirdek" denmesi bundan kaynaklanmaktadır."
ASPİRİN: Biten araba akünüzü aspirin ile tekrar canlandırabilirsiniz. Eğer etrafta, arabanızı çalıştırmak için size yardım edebilecek kimse yoksa akünüzün içerisine 2 tablet aspirin atarak arabanızın tekrar çalışmasını sağlayabilirsiniz. Asetilsalisilik asit, akünün içerisindeki sülfürik asit ile birleşerek son bir şarj üretip arabanızın çalışmasına yardımcı olacaktır.
KARBONAT: Tıkanmış mutfak giderini temizlemek için tesisatçıyı aramanıza gerek yok. 200 gr. Karbonatı tıkanmış deliğe dökün ardında da 200 ml. sıcak sirke ekleyin. Birkaç dakika bekledikten sonra 1 litre kaynar suyu dökün. Tesisatçıya gerek duymadan tıkanmış giderlerinizi en ucuz yoldan açmış olacaksınız.
MISIR UNU: Düğümlenmiş ayakkabı bapları ya da ipler, inatçı bir şekilde çözülemezler. Düğümün üzerine bir parça mısır unu serpiştirin. Böylece düğümü çözmek daha kolay olacak ve size zaman kazandıracak.
BEBEK BEZLERİ: Bitkilerinizin daha uzun süre su tutmasını mı istiyorsunuz? Bitkilerinizi dikmeden önce, saksınızın dibine, emici tarafı yukarıya gelecek şekilde bir bebek bezi yerleştirin. Bebek bezi suyu içine çekecek ve bitkinizin suyu çabucak emerek kurumasını engelleyecektir.
SAÇ KREMİ: Ayakkabılarınızı kötü havaların etkisinden koruyabilir. Kış boyunca, ayakkabılarınıza bir miktar saç kremi sürerek tuz ve kimyasalları ayakkabınızdan uzak tutarak onları koruma altına alabilirsiniz.
BUZ KABI: Yarım kalmış, bitiremediğiniz şaraplarınızı nasıl değerlendirebileceğinizle ilgili bir ipucu. Kalan şaraplarınızı buz kabına koyup dondurun. Aylar sonra bile hala içilebilir olacaklardır. Ayrıca makarnalarınızın sosu için de daha sonraları kullanabilirsiniz.
KAVANOZLAR: Eldivenlerinizi, boş bir kavanozun altına koyarak kurutabilirsiniz. Kavanozu, bir radyatörün üzerine ters çevirip koyarak çok çabuk bir şekilde kurutabilirsiniz.
KETÇAP: Gümüş takılarınızı, ketçap dolu bir kasenin içinde 5 dakika bekletin. Daha sonra takıların işlemeli kısımlarının da parlaması için eski bir diş fırçasıyla hafifçe fırçalayın. Durulayıp kurumaya bırakın.
LİMON: Bir manikürcüye gerek duymadan da, evinizde bir limon yardımıyla tırnaklarınıza bakım yapabilirsiniz. 200 ml ılık suya yarım limon suyu ekleyin ve tırnaklarınızı 5 dakika boyunca içerisinde bekletin. Tırnaklarınızın üst kısmındaki ölü deriyi yukarı doğru ittikten sonra, tırnaklarınızı limon kabuğuyla ovun.
MAYONEZ: Bir parça mayonezle saçınıza ve saç derinize, sanki saç kremi kullanıyormuşsunuz gibi masaj yapın. Daha sonra saçlarınızı duş bonesiyle kapatıp birkaç dakika bekleyin ve şampuan yardımıyla yıkayın. Sonuç olarak saçlarınız mükemmel bir parlaklığa kavuşacak.
TIRNAK CİLASI: Gömlek düğmelerinin içindeki ipliklerin üzerine bir damla renksiz tırnak cilası damlatarak, gömleklerinizin üzerinizde daha düzgün bir şekilde durmasını sağlayabilirsiniz. Bu yolla ipliklerin aşınarak yıpranmasını ve üzerinizde şekilsiz durmasına engel olur.

ŞEMSİYE: Eski bir şemsiyenizi, fidelerinizi kışın soğuğundan ve etkilerinden korumak için feda edin. Tutma kısmını kestiğiniz şemsiyenizi açık bir şekilde fidelerinizin üzerine yerleştirerek onların donmasını engelleyebilirsiniz.
Copyright 2009
Güzel Zamanlar
Web Design
:Ray Creations. Sponsored by
Web Hosting India and
Ray Hosting.